KEDİ YAVRUSUNU ÇOK SEVDİYİ İÇİN YER
Mahmur gözlü, bükük dudaklı, hafif zavalı görüntüsüyle, sevecen tavırla etrafına bakan yavru kediyi yedi annesi. Öfkesi yüzünden mi oldu bu, yoksa acayip bir duyğu mu kapladı içini, belli değildi. Fakat anne kedi afiyetle yiyordu kendi yavrusunu. Ara sıra dilini çıkarıp can çekişmekte olan yavrusunu yalıyordu. Nasıl yaptı anne kedi? Neden yaptı bunu? Belki de anne kedinin hiçbir suçu yoktu kim bilir? Belki de suç yavru kedinindi? Zira o, durmadan annesinin karşısında durmadan haraket ediyor, adeta annesinin onu yemesine olanak tanıyordu.
Sanki durmadan annesine onu yemesi için yalvarıyordu. Kuyruğuyla annesinin dudaklarını sıvazlıyordu. Kuyruğuyla onu uyarıyor ve «sen ne diye beni yemiyorsun? Hadi beni yesene! Ben sendendoğmuşum, yine senin yanına dönmek istiyorum» Anne kedi yavrusunun tatlılığını duydu dudaklarında. O da çok seviyordu biricik yavrusunu. O da yavrusunun özlemine pek fazla dayanamıyordu qaliba. Yavrusunu da o yüzden yemişti herhalde. O günden sonra anne kediye yavrusunu öldüren bir katile bakar gibi bikmağa başlamıştım. Bu içler acısı görüntüleri izliyordum. Yüreğim cız ediyordu. İçin için ağlıyordum. Anne kediyi birer hain, birer düşman olarak görmek istemiyordum. Napmalıydım? Mesala onu öldürebilirdim, böylece yavru kedinin öcünü almış olurdum. Ya da paramparça etmem de mümkündü onu. Hayır, ben hiçbirini yapmadım. Öfkemi yenmeği başardım. Öldürmedim onu. Hiçbir şey söylemedim. İçtenlikle yavru kedinin haline acıdım. Çekip gittim öfkeli bir tavırla. Onunla daha sonra yavrusunun kanını üzerinden nasıl temizlediğini seyredemedim. Sabah oldu. Sabah güneşinin işığı odamı aydınlattı büsbütün. Aman Allahım, tüm bu gördüklerim rüyamıydı? Hemen pencereye koştum. Yavru kedi anne kedinin yanıbaşında bir saniye bile sakin durmuyor, durmadan annesine sokuluyordu. Anne kedi de aynı içtenlikle yavrusunu yalıyordu. Öfkelendim. Kim söylemişti ilk kez bu sözü acaba: «KEDİ YAVRUSUNU ÇOK SEVDİĞİ İÇİN YER» diye.