BİR GÜN OLMAYACAK
Evimzin karşısında bir kavak ağacı vardı. Ben o ağacı sevmiyordum. Bu ağacın benim sevmediğim insanlardan biri olduğuna inanmıştım artık. Her gün ona kinimi kusuyor, öfkemi belli ediyordum. Ondan nefret ediyordum. O, şimdi benim gözlerimin önünde uzayıp giden dallarıysa bu soyun fertleri. Bizim evin önünde bir ağac, daha vardı. Koca bir çinardı o. Ben küçüklüğümden bu yana tüm güzel anlarımı bu çinarla böldüm.
Ben çinarla en güzel anlarımı paylaşarken meğerse kavak ağacı hemen yanıbaşımda kıskanclıktan çatır çatır çatlıyormuş. Ben bunun farkında bile değilmişim. Ne kadar da vurdumduymazmışım, Allahım. Kavak ta çok kıskançmış hani. Dün gece yine kavakla atıştım ve herşeyi oluruna bırakarak uykulara daldım. Rahatladım, huzurluydum, içimde hiçbir sıkıntı yoktu. Tatlı bir rüyaydı bu. Dünyadakı tüm güzellikler misafirimdi bu gece. Ve rüyamın en tatlı anında kavak ağacının yere devrildiğini gördüm. Hayır, rüyada görmedim onu. Gerçekten de yeredevrilmişti o. Çünki ben onu tüm gün boyunca azarlamıştım. Ölmesini istediğim anlar bile olmuştu. İşte o, ölmüştü. Yere devrilmişti kavak. Çinarın ayaklarının altına. Ben onun gürültüsüne uyanmıştım. Onu kestiler, küçük bölümlere ayırdılar. Kavağın bu halini böyük bir zevkle izliyordum. Onu bir hintli misali ateşe vereceklerdi.hayır, hayır, ben onun ateşine ısınmayacağım. Ben onu sevmiyordum. Şu an bile sevmiyorum. Onun görüntüsü beni hüzünlendiriyordu. Bu yüzden ondan nefret ediyordum. Peki ya içi? O, benden ve benim benzemek istediğim çinardan daha zayıftı. Zira benim azarlamalarıma ve kıskançlıklarıma dayanmayarak intihar etmişdi. Peki nasıl olmuştu da bu kadar hayatla doluyken yaşamına son vermişti? Zira imkansızmış gibi gözüküyordu. Bu gece tüm imkansızlar gerçek olacaktı. Çünki bu gece güzün son gecesiydi. Güz bitti ve kavak devrildi yere. Hayallere dalmışım deminden beri. Annemin sesi çınladı kulaklarımda: «Hadi yine iyisin, kavak devrildi yere» Ben annemin söylediklerine inanmadım. Bu gece rüya gördüğümü zannettim. Annemin kavağın bu haline neden sevindiğini anlayamadım bir türlü. Ne diye seviniyordu ki? Ansızın kavakla dalaşmalarımı ve onu azarladığımı anımsayıverdim. Annem beni birkaç kez bu halde görmüştü. Evet, annem benim bir daha kavakla dalaşmayacağımı, onu azarlamayacağımı bildiği için seviniyordu. Belki de kavağa söylemeyeceklerimi anneme söyleyeceğim. Fakat annem benim artık çinarla konuşacağımı bilmiyordu qaliba. Artık öfkulenmek, sinirlenmek yok. Öfkelenirsem dertlerimi anlatacağım çinar da birgün olmayacak.